Eğitim İş Kocaeli 1 Nolu Şube
HOKICOY SLOT GACOR TABEL SHIO 2024 KINGSLOT FASTSPIN SUPERSLOT INDOSLOT SLOT BANK BCA CENDANA88 BIGWIN 127SLOT 234SLOT 288SLOT 303BET 338BET 34TOGEL 369SLOT 388CASINO EMBAH777 EMBAH4D MEGAWIN55 JAVATOGEL 388SLOT TURBO303 BRODOTA88 PLAYSLOT777 KLIKWIN JAPANSLOT JAPAN138 4DSETAN ASIAJP GALAXY88 SLOT77 DEWANAGA CUANBET NAGA777 KDSLOT LUXURY88 KDSLOT777 RAJAJP UDINTOTO BOMSLOT SATRIA88 DEWATOGEL88 AKA4D SLOT99 OLO4D FUNTOTO SIO88 SLOTWIN TAMBANG88 BRI4D AIRBET GB77 KINGBET BIGBOS4D IGM247 BIGSLOT88 SUPERSLOT AHA4D BTN4D SUKASLOT INDOSLOT WAJIK77 ROG77 INDOWIN LADANGTOTO INDO77 MUARA77 MABAR99 MPO77 KLIKSLOT DEMO4D SALAMJP INDOLOTTERY88 IDCASH CENDANA88 KANTORSLOT KANTORTOGEL KANTORCASINO DOLARSLOT88 VAVASLOT JAKARTASLOT ALIBABASLOT 88SLOT DRAGON22 KOINSLOT GAJAH88 ALATOTO GBO138 4DTOGEL DEWABET88 GADIS4D GALAXYBET77 AKUN777 BETWIN HOKIMAS AYAMSLOT DEWI500 HARTA4D DEWAVEGAS88 ASIABET88 MUTIARA4D ALXTOTO DAVO888 KOKO500 HEPI88 BOS77 TELKOMSEL4D SEXY168 TURBO99 HOKICUY HOKICUY HOKICUY777 HOKICUY303 HOKICUY168 SLOTQRIS

BAKN TEKİN E DÖNEM TATİLİ TAVSİYELERİ

Sendika Haberleri

BAKN TEKİN E DÖNEM TATİLİ TAVSİYELERİ

Değerli Meslektaşlarım, Kıymetli Basın Emekçileri;

Bugün, 2024/2025 Eğitim-Öğretim Yılı’nın ilk döneminde yaşanan sorunları ele almak ve bu sorunların temelinde yatan politikalara dair bir değerlendirme yapmak için bir aradayız. Eğitim, güncel siyasetin ve hamasetin aracı; iktidarın kendi ideolojisini dayatmanın, istediği biat ve itaat eden toplumu inşa etmenin aygıtı haline getirilmiştir. Bunun sonucu olarak önceki dönemlerden devreden sorunlara bu eğitim döneminde yenileri eklenmiştir.

2023-2024 MEB istatistiklerine göre, eğitim dışındaki çocuk sayısı %38,4 artarak 612 bin 814’e ulaşmıştır. Bu sayı, son üç yılın en yüksek seviyesidir.

OKUL VE DERSLİK İHTİYACI KARŞILANMAMIŞTIR!

Başta deprem bölgesi olmak üzere, ülke genelinde ihtiyaç duyulan okul ve derslik sayısı karşılanmamış; eğitimde yatırımlara yeterli bütçe ayrılmamıştır. Bu nedenle, yıllar önce sonlandırılacağı vaat edilen ikili eğitim uygulaması devam etmekte, ders sürelerinin kısalmasına ve öğrenme kayıplarına yol açmaktadır.
 

BİR ÖĞÜN OKUL YEMEĞİ SÖZÜ TUTULMAMIŞTIR!

Türkiye’de 6,5 milyon çocuk aşırı yoksulluk içinde yaşamaktadır. Türkiye’de çocuk yoksulluğu oranı %22,4’tür ve her beş çocuktan biri yeterli beslenememektedir.
Bu tabloya rağmen, seçim vaadi olan “okullarda bir öğün ücretsiz yemek dağıtımı” hayata geçirilmemiştir.

MESEMLER ÇOCUKLARIMIZI HAYATTAN KOPARMAKTA VE ÇOCUK EMEĞİ SÖMÜRÜSÜNE ZEMİN HAZIRLAMAKTADIR!

MEB istatistiklerine göre 421.520 olan MESEM’li öğrenci sayısı birinci dönemde 100 bin artarak 511.272’ye ulaşmıştır ve bu çocukların yaşam hakkı tehlikeye atılmaktadır.

EĞİTİMDE DİNSELLEŞTİRME VE LAİK EĞİTİM KARŞITLIĞI ARTMIŞTIR!

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bizzat kullandığı ifadeler ve sergilediği tutumla, iktidarın kendi dünya görüşüne uygun bir nesil yetiştirme hedefini her fırsatta belirtmiştir. Tekin, göreve geldiğinden bu yana eğitimi ideolojik bir alan olarak şekillendirmekten çekinmemiş, bu anlayışı kurumsal hale getiren uygulamalara imza atmıştır.

Mili Eğitim Bakanı Yusuf Tekin: “Tarikat-cemaat dediğiniz STK’larla protokol yapmaya devam edeceğiz” diyerek bakanlığın 2023 yılı itibarıyla 2 bin 709 tane protokolü olduğunu söylemiştir.

Sadece bakanlık düzeyinde değil, illerde de milli eğitim müdürlükleri aracılığıyla protokoller yapılmıştır. İHH, ENSAR Vakfı, Okçular Vakfı, NUN Vakfı, İlim Yayma Cemaati, HÜDAPAR’a yakınlığı ile bilinen Peygamber Sevdalıları Vakfı gibi birçok dini vakıf ve derneklerle MEB’in ortak yürüttüğü projeler ve imzalanan ‘iş birliği’ protokolleri, okulları çeşitli cemaat, tarikat ve dini grupların etkinlik ve faaliyet alanı haline getirmiştir. Bunun sonucu olarak da eğitim sistemi en temel bilimsel ilkelerden ve laik eğitim anlayışından hızla uzaklaşmış, laik okul iklimi yok edilmiş, okullarda dinselleşme hızla artarak kaygı verici boyuta ulaşmıştır. Okullar çocukların en güvende olması gereken yerlerden biriyken, aileler çocuklarını okullardan, okullarda “değerler eğitimi” adı altında görev alan ve çocuk psikolojisi ve pedagoji bilgisi olmayan kişilerden korumak durumunda kalmışlardır.

ÇEDES Projesi ile laik eğitim anlayışına açıktan meydan okumaya devem edilmiştir. ÇEDES Projesi iktidarın eğitim sistemini ve gelecek nesilleri kendi siyasal-ideolojik çizgisi doğrultusunda biçimlendirme hedefinin en son ve kapsamlı örneğidir.

 

Türkiye Yüzyılı Maarif Müfredatı adı verilen müfredat ise dinci ve gerici içeriği ile AKP’nin makbul vatandaşları olan itaat eden, boyun eğen, biat eden “dininin ve kininin sahibi” nesiller yetiştirmeyi hedeflemektedir.

OKULLARIN TEMİZLİĞİ YAPILAMAMIŞ, GÜVENLİĞİ SAĞLANAMAMIŞTIR.

Milyonlarca öğrencinin eğitim gördüğü okulların temizliği yapılamamış, okul tuvaletlerinde tuvalet kağıdı ve sabun dahi bulunamamıştır. Bakanlık, bu durumu geçici ve güvencesiz istihdam biçimleriyle, İŞKUR’dan kısa süreli çalıştırma gibi yöntemlerle çözmeye çalışmaktadır. Okullarımızın temizlik ve güvenlik ihtiyaçları geçici yöntemlerle değil, kalıcı ve kadrolu personel istihdamıyla karşılanmalıdır.

DEPREM BÖLGESİNDE EĞİTİM SORUNLARI KATLANARAK DEVAM ETMİŞTİR!

Deprem bölgesinde eğitimin sorunları hâlâ çözülememiştir. Çadır ve konteynerlerde eğitim devam etmekte, yıkılan okulların yerine yenileri yapılmamaktadır. Bu durum, binlerce öğrencinin eğitimden kopmasına yol açmaktadır.

EĞİTİM EMEKÇİLERİNİN SORUNLARI KATLANARAK ARTMIŞTIR!

Eğitim emekçileri, yoksulluk sınırının altındaki maaşlarla çalışmaktadır. 2002’de yeni göreve başlayan bir öğretmen 17 çeyrek altın alabilirken, 2024’te bu rakam 9 çeyrek altına düşmüştür. Öğretmenlik Meslek Kanunu ise öğretmenleri ayrıştırmış, ataması yapılmayan öğretmenlerin sayısını 1 milyona çıkarmıştır.

OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİNİN SORUNLARINA ÇÖZÜM İSTİYORUZ

Okul öncesi eğitim, nitelikli kamusal eğitimin temel taşıdır ve her çocuğun bu imkâna erişimi sağlanmalıdır. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı, yeterli kurum açma ve öğretmen atama sorumluluğunu yerine getirmemekte, mevcut öğretmenlere yeni angaryalar yükleyerek çalışma koşullarını ağırlaştırmaktadır.

Kalabalık sınıflar, yardımcı personel eksikliği ve ağır iş yükü, öğretmenlerin etkinlik ve gözlem çalışmalarını güçleştirmektedir. E-portfolyo uygulaması da öğretmenlerin mesai dışı çalışmaya zorlanmasına sebep olmaktadır. Bu uygulamanın sürdürülebilir olması için derslik sayıları artırılmalı, sınıf ortamları uygun hale getirilmeli ve teknik destek sağlanmalıdır. Aksi halde, e-portfolyo angarya niteliğindedir.

Eğitim-İş olarak, okul öncesi eğitimin zorunlu eğitim kapsamına alınmasını, yardımcı personel istihdamını, insani çalışma koşullarının sağlanmasını ve öğretmenlere yönelik angaryaların kaldırılmasını talep ediyoruz. 300 dakika kesintisiz çalışmanın yarattığı sorunlara dikkat çekmek için topladığımız imzaları bugün Bakanlığa teslim ediyoruz.

Laik, bilimsel, adil ve kamusal bir eğitim sistemi kurmak için canla başla mücadele etmeye devam edeceğiz.

 

YUSUF TEKİN’İN DEĞERLENDİRME RAPORU

 

Sosyal ve Duygusal Gelişim ve Değerler

Yusuf Tekin,

*Tarikat ve cemaatlerle ileri düzeyde işbirliği yapar. *Tarikatlara, cemaatlere ve liderine itaatkar özellikler sergiler. *Sorumlu olduğu kişilerle sağlıklı iletişim kuramamaktadır. *Eğitimde laiklik ve bilimi değil, hurafeleri öncelemektedir. *Eğitimin ve eğitim çalışanlarının sorunlarıyla ilgili sorulara doğru cevap verememektedir. *Başkalarının duygularını anlama konusunda yeterli gelişim gösterememiştir. *Öğretmenlerin kendine verdiği çiçeği kabul edecek kadar kibar değil. *Kendi istek ve taleplerini, toplumun istek ve duygularının üstünde tutmaktadır. *Tarikat ve cemaatlerin etkinliklerine gönüllü olarak sürekli katılım sağlayabiliyor. *Cumhuriyet değerleri ile uyumlu davranışlar gösteremiyor. *Anayasa, hukuk, kanun bilgisine sahip değildir, anlatıldığında uygulamıyor, kurallara uymuyor. *Sorumluluğundaki öğrencilerin nerede olduklarıyla yeterince ilgilenmemektedir.

 

Dil Gelişimi

Yusuf Tekin,

*Türkçenin dil bilgisi özelliklerine hakim değil. *Düzgün cümlelerle kendini ifade edemediği için konuları çarpıtmaktadır. *Bir cümledeki doğruları kolaylıkla yalana dönüştürebiliyor. *Kavram becerileri yeterli düzeyde değildir; evrensel olarak tek tanımı olan laiklik kavramını anlama ve tanımlama konusunda desteğe ihtiyaç duymaktadır.

 

Öz Bakım Becerileri

Yusuf Tekin,

*En temel görevlerini yerine getirememekte, okulları temiz ve güvenli yerler haline getirememektedir. *Okulların eğitim-öğretime hazırlanması sorumluluğunu becerememektedir. *Okullara temizlik malzemesi sağlayamamaktadır. *Okulların donanım ve bakımlarının düzenli yapılmasını sağlayamamaktadır. *Çocuklarının sağlıklı beslenmesinin öneminin farkında değildir. *Çocukların bir öğün yemek hakkını ellerinden almaktadır. *Okullarda öğrenci ve eğitim çalışanlarının güvenliğini sağlayamaz. *Öğrenciler ve eğitim çalışanlarının sağlığını korumak için gereken önlemleri yapamaz.

 

 

 

Bilişsel Gelişim

Yusuf Tekin,

*Tarikatları sivil toplum örgütü olarak görmekte başarılıdır. *Tarikatlardan aldığı tüm talimatları eksiksiz yerine getirebiliyor. *Milli Eğitimi partisinin amaç ve ideolojileri doğrultusunda şekillendirmektedir. *Öğretmen atamaları konusunda hakkaniyet becerileri gelişmemiştir, yandaş tavırlar sergilemektedir. * Camilerin ahır yapıldığı yalanına inanmaktadır.

Yusuf Tekin’in İlgi Alanları,

*MEB bütçesini tarikat ve cemaatlerle, sermayenin hizmetine sunmak,

*Eğitimi diyanet, tarikat, cemaat, vakıf, siyasi yapılara teslim etmek,

*Keyfi mülakatlar yapmak,

*Öğretmenleri ücretli köleler haline dönüştürmek,

*Eğitim fakültelerini yok saymak,

*Okulları temizlememek, köy okullarını kapatmak,

*İtaat ve biat eden nesiller yetiştirmek, çocukları ucuz işgücüne çevirmek,

*Laik, bilimsel, çağdaş, karma eğitime düşmanlık etmek.

YUSUF Tekin’e Ara Tatil Önerilerimiz:

*Anayasa, Milli Eğitim Temel Kanunu okunacak;

*Nutuk okunacak,

*3 Mart Devrim yasaları her an görebileceği bir yere asılacak ve anlaşılana kadar her gün okunacak;

*Atatürk İlke ve İnkılapları okunacak ve bu ilkeler ışığında Türkiye Cumhuriyeti’nin Milli Eğitim Bakanının görev ve sorumlulukları ile ilgili bir kompozisyon yazılacak;

*Kurtuluş savaşı yıllarında, savaşın tüm şiddetiyle sürdüğü bir dönemde toplanan (16-21 Temmuz 1921) ve Türk eğitim sisteminin temellerinin atıldığı Birinci Maarif Kongresinde Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı açılış konuşmasının analizi yapılacak;

*Güvenilir kaynaklardan Cumhuriyet tarihi okunacak,

*Eğitimle ilgili güncel sözcüklerden oluşan bir Eğitim Sözlüğü hazırlanacak,

*Bir okul öncesi eğitim kurumunda bir gün 50’şer dakikalık 6 derse ara vermeksizin katılacak.

*Bir organize sanayi işletmesinde haftada 6 gün sabah 8 akşam 10 işçi olarak çalışacak.

*Bir gün okula aç gidecek ve günü bir simit bir ayranla geçirecek. Suyu musluktan içecek.       

 

                                                                        

                 Ersin Tolga BAŞBAY                                          Adem ELİÇORA

Kocaeli 1 Nolu Şube Başkanı                          Kocaeli 2 Nolu Şube Başkanı

 

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

Yunanistan Selanik &Thassos & Halkidiki & Ammalofie Tur Programı

Kalkış Yerleri: Kocaeli

Gezilecek Yerler: Halkidiki, Selanik, Beyaz Kule, Atatürk Evi, Panagia Köyü, Thassos Adası, Ammolofoi Plajı, Aya Dimitros Katedrali

YUNANİSTAN SELANİK – THASSOS ADASI – HALKİDİKİ GEZİ PROGRAMI

1. Gün | İstanbul – Keşan – Kavala

Değerli misafirlerimizi aşağıda belirtilen noktadan karşılayarak Yunanistan yolculuğumuza başlıyoruz.

Kalkış Noktası: Eski Real Otoparkı Önü
Saat: 20.30

Gece yolculuğumuzun ardından Yunanistan’a hareket ediyoruz.

2. Gün | Kavala – Thassos Adası – Panagia Köyü – Selanik

Kavala’ya varışımızın ardından sabah kahvaltısı ve meşhur Kavala kurabiyelerinin tadına bakmak için mola veriyoruz. Kahvaltı sonrasında, eşsiz güzelliğiyle dikkat çeken Kavala sahillerinde kısa bir fotoğraf molası veriyor ve ardından serbest zaman sunuyoruz.

Daha sonra Thassos Adası ve Panagia Köyü turumuz için Keramoti Limanı’na hareket ediyoruz. Feribotla Thassos Adası’na ulaştıktan sonra adanın en güzel plajlarından birinde deniz, kum ve güneşin keyfini çıkarıyoruz.

Plaj molamızın ardından adanın en şirin yerleşimlerinden biri olan Panagia Köyü’ne geçiyoruz. Burada Aşk Çeşmesi’ni ziyaret ediyor, zeytinyağı fabrikasını geziyor ve köy meydanında bulunan restoranlarda oğlak çevirme, kokoreç ve yöresel Yunan lezzetlerini tatma imkânı buluyoruz.

Akşam saat 16.00 feribotu ile adadan ayrılarak Selanik’e hareket ediyor ve otelimize yerleşiyoruz.

Konaklama: 5* Holiday Inn Thessaloniki by IHG – Selanik (Tek kişilik odada konaklamak isteyenlerden 50 Euro Fark alınacaktır.)

3. Gün | Selanik – Halkidiki

Sabah kahvaltısının ardından Halkidiki Plaj Turu’na başlıyoruz. Gün boyunca deniz ve güneşin keyfini çıkardıktan sonra saat 14.30’da Selanik merkeze hareket ediyoruz.

Selanik’te gerçekleştireceğimiz panoramik şehir turunda;

  • Beyaz Kule
  • Döner Kule
  • Fuar Meydanı
  • Aya Dimitros Katedrali
  • Büyük İskender Heykeli
  • Hamza Bey Camii
  • Vardar, Makedonia, Aristoteles ve Elefterios Meydanları
  • Osmanlı ve Bizans dönemine ait önemli eserler

görülecek yerler arasındadır.

Şehir turumuzun ardından Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu evi ziyaret ediyor, Lidl Market gezisi ve serbest zaman sonrasında otelimize geçiyoruz.

Konaklama: 4* Egnatia Hotel – Kavala (Tek kişilik odada konaklamak isteyenlerden 50 Euro Fark alınacaktır.)

Arzu eden misafirlerimiz ekstra olarak düzenlenecek Yunan Tavernası Gecesi’ne katılabilirler. Leziz yemekler, Yunan müziği ve buzuki eşliğinde eğlenceli bir akşam sizleri bekliyor.

4. Gün | Kavala – Ammolofoi Plajı – İstanbul

Sabah otelde alacağımız kahvaltının ardından Kavala yakınlarında bulunan ve Yunanistan’ın en güzel kum plajlarından biri olarak kabul edilen Ammolofoi Plajı’na hareket ediyoruz.

Gün boyunca deniz, kum ve güneşin tadını çıkardıktan sonra saat 16.00 civarında plajdan ayrılıyor ve Kavala Kurabiye Fabrikası’nda alışveriş molası veriyoruz.

Daha sonra İskeçe, Gümülcine ve Dedeağaç şehirlerinden panoramik olarak geçerek İpsala Sınır Kapısı’na ulaşıyoruz. Pasaport ve gümrük işlemlerinin ardından Keşan – Tekirdağ güzergâhını takip ederek Kocaeli’ye dönüş yolculuğumuza başlıyoruz.

Tekirdağ’da vereceğimiz serbest köfte molasının ardından akşam saatlerinde hareket noktalarımıza varış ve turumuzun sonu.

DİĞER BİLGİLER

Fiyata Dahil Hizmetler

Gidiş ve Dönüş Ulaşım / Rehberlik hizmetleri
Halkidiki, Ammalofoi Plaj Bölgesi Transferleri
Selanik Şehir Turu / Panaromik Kavala Şehir Turu
1 Gece Selanik 1 Gece Kavala kahvaltı dahil konaklama.

Thassos Adası Feribot Geçiş Ücreti

Sınır geçiş ayakbastı, konaklama vergileri ve Seyahat Sağlık Sigortası ücretleri

Fiyata Dahil Olmayan Hizmetler

Yurt dışı çıkış vergisi 1250 TL (tur hareketinden önce bankaya yatırılması tavsiye edilir. )
Öğlen ve akşam yemekleri ile ilk gün yolda kahvaltı,
Tüm Kişisel Harcamalar ve Plaj harcamaları.

DEVAMI

HAKÇA VE HALKÇA BİR BÜTÇE İÇİNÜRETİMDEN GELEN GÜCÜMÜZÜ KULLANIYORUZ!

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’na bağlı sendikalar olarak; AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, sermayeyi koruyan ekonomi politikalarına karşı insanca yaşam, adil ücret ve hakça paylaşım talebiyle 19 Aralık’ta üretimden gelen gücümüzü kullanıyor, iş bırakıyoruz.

Bugün Türkiye’nin en büyük üçüncü kamu emekçileri konfederasyonu Birleşik Kamu-İş olarak işyerlerimizde değil meydanlardayız. Neden işyerlerimizde değil meydanlardayız? Adına Toplu Sözleşme dedikleri rezil tiyatroda emeğimizin hakkını gasp edenler, şimdi biz emekçilerin durumunu gözetmeden bütçe yaptıkları için tükeniyoruz.

Nasıl bir yoksulluk sarmalına atıldığımızı, göz göre göre nasıl nefes alamaz hale getirildiğimizi doğruca anlatabilmek için yakın geçmişe bir bakalım:

Halk olarak içine düştüğümüz ağır ekonomik krizin temelleri mevcut iktidar tarafından atıldı. Özelleştirme eliyle Cumhuriyet yadigarı olan fabrikalar, sadece arsalarının bedeli kadar düşük fiyatlara yandaşlara peşkeş çekildi. Ülkemiz üretmeden tüketen bir ülke haline getirildi. “Dolarla mı maaş alıyorsunuz, size ne dolardan” denirken ülkede toplu iğne almak için bile dolar kuru takip edilir hale geldi. Üstüne bir de “faiz sebep, enflasyon sonuç” gibi, kabul gören tüm ekonomi doktrinleriyle çelişen bir zihniyette yıllardır sürdürülen ısrar, ülkede yoksulun daha yoksul zenginin daha zengin olduğu, ekonominin orta direği denen orta sınıfın yok olduğu bu karanlık ekonomik iklimi getirdi.

Ülkede asgari ücret genel ücret haline getirildi, asgari ücret ve onun sadece biraz üstü maaş alanlar kayıtlı istihdamın yüzde 70’ine ulaştı. Yani ülkenin çalışan, üreten yurttaşları, en çok vergiyi verip asgari, yani en az ücreti alır hale geldi.

Bu yıl üçüncü büyük kamu emekçileri konfederasyonu olarak bizim de bulunduğumuz Toplu Sözleşme masasında ortadaki ağır tabloyla zerre uyuşmayan, adeta hakaret niteliğindeki zam tekliflerini ifşa etmiştik. Diğer konfederasyonlara “yapısı belli ve hükümetin noteri gibi çalışan hakem heyetine gidip bu hakaret zamlarını meşrulaştırmayın” demiştik. Sonuçta ne yazık ki dediğimiz gibi oldu. Herkesin durduğu yeri de hakem heyetinin adına “zam” dediği o utanç rakamlarını da tarih yazdı. Eylemler yaptık, masadaki her rezilliği ifşa ettik. O masada verilmeyen ancak ufak kanun değişiklikleriyle kamu emekçisine sağlanabilecek birçok hak için raporlar hazırladık, Meclis’te grubu bulunan tüm siyasi partilere bu çalışmalarımızı sunup “Sadece basit kanun değişiklikleriyle kamu emekçisinin içine düştüğü bu darboğazı biraz olsun rahatlatabilirsiniz” dedik.

Düzenli olarak, TÜİK’in hayal aleminden bildirdiği rakamların aksine çalışmalar yaparak açlık ve yoksulluk sınırının ulaştığı boyutu ortaya koyduk. Bu gerçekleri yetkililere duyurmaya çalıştık.

Bakın Konfederasyonumuzun Ar-Ge birimi KAMU-AR’a göre Kasım 2025 itibarıyla açlık sınırı 30 bin 327 lira, yoksulluk sınırı ise 93 bin 697 lira düzeyinde. Bu ne demek? Bu kamu emekçilerinin ezici bir çoğunluğunun yoksulluk sınırının çok çok altında yaşadığı ve alım gücünün günden güne erimesi nedeniyle açlık sınırına her gün biraz daha yaklaştığı görülüyor demek. Bu gelen daha da rezil ve sefil günlerin ayak sesleri demek. Birileri kendi yarattığı krizin faturasını utanmadan emekçilere ödetmeye çalışıyor demek.

Toplu sözleşme masasında memurun haline kulak vermediler, asgari ücretin belirleneceği masada işçi bile yok, şimdi de halktan alınan vergilerle oluşan bütçeyi, biz emekçileri, halkı görmezden gelerek şekillendiriyorlar. Bu pişkinliğe artık yeter diyoruz!

Bakın üst düzey kamu yöneticilerine vicdanlara sığmayan bir seyyanen zam önerdiler. Ağır tepki verdik, her yerde bunun nasıl bir rezillik ve adaletsizlik olduğunu anlattık. Bir iyileştirme yapılacaksa bunun tüm kamu emekçilerini kapsaması gerektiğini, aksi bir durumun kamu çalışma yaşamındaki gelir adaletsizliğini daha da büyüteceğini, bunu asla kabul etmeyeceğimizi söyledik. Sonrasına hemen geri adım attılar. Oysa söz konusu iyileştirmeyi tüm kamu emekçilerine yaymak, bir kez olsun emekten yana tavır göstermek de mümkündü.

Şimdi bütçe hazırlanırken de aynı emek düşmanlığını görüyoruz.

Bütçe’de hak yok, halk yok, işçi sınıfı yok, matematik yok, vicdan yok… Sermaye var, yandaşların çıkarları var, zenginin ağzına çalınan parmak parmak ballar var.

Bütçenin yükü dolaylı vergilerle zaten yoksulluktan beli bükülmüş emekçi ve açlık sınırının bile altına atılmış emeklilerin sırtına bindirilirken kamu kaynakları sermaye gruplarına aktarılıyor. Sosyal devlet ilkesi görmezden gelinerek hazırlanan bütçede, halkın refahını gözeten en ufak bir hamle yok.

En zenginlerin sırtı kamu teşvikleri ve vergi sıfırlamalarıyla sıvazlanırken, bu bütçeye göre halk yine en çok vergiyi ödeyip yine en az hizmeti alacak.

Oysa halkın vergileri şirketlerin kâr hanesine değil, yurttaşların ihtiyaçlarına ayrılmalıdır.

Bütçe, halkın ortak kaynağıdır. Bu kaynaktan en büyük pay emekçiler, emekliler, gençler ve engelliler başta olmak üzere yoksul halkımızın tamamına ayrılmalıdır. Bütçe, ekonomi gemisinin rotasıdır; rotası adil ve bilimsel şekilde belirlenmeyen bu geminin daha da derin ekonomik krizlerin kıyısına vuracağı ne yazık ki gün gibi ortadadır.

* Biz emekçiler olarak bu olmasın diyoruz!

* Artık yeter, yaşayamıyoruz diyoruz!

* Sorumlusu olmadığımız bu krizin faturasını ödemeyi reddediyoruz!

* İnsanca çalışma şartları ve insanlık onuruna yaraşır ücretler istiyoruz ve alacağız!

* Yoksulluk sınırının üstünde maaş İSTİYORUZ!

* Sadece ayrıcalıklı bir zümre için zikredilip sonra geri çekilen seyyanen zammın emekçi ve emeklilerin tamamına verilmesini İSTİYORUZ!

* Yan ödemelerin tamamının emekli aylıklarına yansıtılmasını İSTİYORUZ

* Gelir vergisinin %15’e sabitlenmesini İSTİYORUZ!

* Enflasyon farkının aylık olarak ödenmesini İSTİYORUZ!

* Yılda 4 ikramiye İSTİYORUZ!

* Kira yardımı İSTİYORUZ!

Kamu emekçisinin umudu olan Birleşik Kamu-İş olarak altını çiziyoruz: Bu iş bırakma eylemimiz bir uyarıdır. Kamu emekçisi, gasp edilen hakları teslim edilmedikçe üretimden gelen gücünü kullanmayı da demokratik hakları çerçevesinde mücadele etmeyi de sürdürecektir.

Nasıl belirlendiği belli olmayan gerçek dışı enflasyon rakamlarını, ekonomik krizin faturasının önümüze koyulmasını, milli gelirden almamız gereken payın gasp edilmesini kabul etmiyoruz!

Haklıyız!

Direneceğiz!

Kazanacağız!

DEVAMI

Başkanımız

Etkinlik Takvimi

Foto Galeri

  • Afişlerimiz
  • Yeni Şube Yönetim Kurulu Görevine Başladı
  • 1. Olağan Genel Kurulumuzu Gerçekleştirdik
  • Temsilcilik Seçimlerini Tamamladık

Videolar

  • 24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun-2016
  • Saygı ve Özlemle Anıyoruz-Devrimci ruhu yaşıyor,Devrimleri Aydınlatıyor
  • Eğitim İş 10. Yıl Filmi
  • 24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun