
|
||
|
||
|
YUNANİSTAN SELANİK – THASSOS ADASI – HALKİDİKİ GEZİ PROGRAMI 1. Gün | İstanbul – Keşan – Kavala Değerli misafirlerimizi aşağıda belirtilen noktadan karşılayarak Yunanistan yolculuğumuza başlıyoruz. Kalkış Noktası: Eski Real Otoparkı Önü Gece yolculuğumuzun ardından Yunanistan’a hareket ediyoruz. 2. Gün | Kavala – Thassos Adası – Panagia Köyü – Selanik Kavala’ya varışımızın ardından sabah kahvaltısı ve meşhur Kavala kurabiyelerinin tadına bakmak için mola veriyoruz. Kahvaltı sonrasında, eşsiz güzelliğiyle dikkat çeken Kavala sahillerinde kısa bir fotoğraf molası veriyor ve ardından serbest zaman sunuyoruz. Daha sonra Thassos Adası ve Panagia Köyü turumuz için Keramoti Limanı’na hareket ediyoruz. Feribotla Thassos Adası’na ulaştıktan sonra adanın en güzel plajlarından birinde deniz, kum ve güneşin keyfini çıkarıyoruz. Plaj molamızın ardından adanın en şirin yerleşimlerinden biri olan Panagia Köyü’ne geçiyoruz. Burada Aşk Çeşmesi’ni ziyaret ediyor, zeytinyağı fabrikasını geziyor ve köy meydanında bulunan restoranlarda oğlak çevirme, kokoreç ve yöresel Yunan lezzetlerini tatma imkânı buluyoruz. Akşam saat 16.00 feribotu ile adadan ayrılarak Selanik’e hareket ediyor ve otelimize yerleşiyoruz. Konaklama: 5* Holiday Inn Thessaloniki by IHG – Selanik (Tek kişilik odada konaklamak isteyenlerden 50 Euro Fark alınacaktır.) 3. Gün | Selanik – Halkidiki Sabah kahvaltısının ardından Halkidiki Plaj Turu’na başlıyoruz. Gün boyunca deniz ve güneşin keyfini çıkardıktan sonra saat 14.30’da Selanik merkeze hareket ediyoruz. Selanik’te gerçekleştireceğimiz panoramik şehir turunda;
görülecek yerler arasındadır. Şehir turumuzun ardından Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu evi ziyaret ediyor, Lidl Market gezisi ve serbest zaman sonrasında otelimize geçiyoruz. Konaklama: 4* Egnatia Hotel – Kavala (Tek kişilik odada konaklamak isteyenlerden 50 Euro Fark alınacaktır.) Arzu eden misafirlerimiz ekstra olarak düzenlenecek Yunan Tavernası Gecesi’ne katılabilirler. Leziz yemekler, Yunan müziği ve buzuki eşliğinde eğlenceli bir akşam sizleri bekliyor. 4. Gün | Kavala – Ammolofoi Plajı – İstanbul Sabah otelde alacağımız kahvaltının ardından Kavala yakınlarında bulunan ve Yunanistan’ın en güzel kum plajlarından biri olarak kabul edilen Ammolofoi Plajı’na hareket ediyoruz. Gün boyunca deniz, kum ve güneşin tadını çıkardıktan sonra saat 16.00 civarında plajdan ayrılıyor ve Kavala Kurabiye Fabrikası’nda alışveriş molası veriyoruz. Daha sonra İskeçe, Gümülcine ve Dedeağaç şehirlerinden panoramik olarak geçerek İpsala Sınır Kapısı’na ulaşıyoruz. Pasaport ve gümrük işlemlerinin ardından Keşan – Tekirdağ güzergâhını takip ederek Kocaeli’ye dönüş yolculuğumuza başlıyoruz. Tekirdağ’da vereceğimiz serbest köfte molasının ardından akşam saatlerinde hareket noktalarımıza varış ve turumuzun sonu. |
||
|
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’na bağlı sendikalar olarak; AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, sermayeyi koruyan ekonomi politikalarına karşı insanca yaşam, adil ücret ve hakça paylaşım talebiyle 19 Aralık’ta üretimden gelen gücümüzü kullanıyor, iş bırakıyoruz.
Bugün Türkiye’nin en büyük üçüncü kamu emekçileri konfederasyonu Birleşik Kamu-İş olarak işyerlerimizde değil meydanlardayız. Neden işyerlerimizde değil meydanlardayız? Adına Toplu Sözleşme dedikleri rezil tiyatroda emeğimizin hakkını gasp edenler, şimdi biz emekçilerin durumunu gözetmeden bütçe yaptıkları için tükeniyoruz.
Nasıl bir yoksulluk sarmalına atıldığımızı, göz göre göre nasıl nefes alamaz hale getirildiğimizi doğruca anlatabilmek için yakın geçmişe bir bakalım:
Halk olarak içine düştüğümüz ağır ekonomik krizin temelleri mevcut iktidar tarafından atıldı. Özelleştirme eliyle Cumhuriyet yadigarı olan fabrikalar, sadece arsalarının bedeli kadar düşük fiyatlara yandaşlara peşkeş çekildi. Ülkemiz üretmeden tüketen bir ülke haline getirildi. “Dolarla mı maaş alıyorsunuz, size ne dolardan” denirken ülkede toplu iğne almak için bile dolar kuru takip edilir hale geldi. Üstüne bir de “faiz sebep, enflasyon sonuç” gibi, kabul gören tüm ekonomi doktrinleriyle çelişen bir zihniyette yıllardır sürdürülen ısrar, ülkede yoksulun daha yoksul zenginin daha zengin olduğu, ekonominin orta direği denen orta sınıfın yok olduğu bu karanlık ekonomik iklimi getirdi.
Ülkede asgari ücret genel ücret haline getirildi, asgari ücret ve onun sadece biraz üstü maaş alanlar kayıtlı istihdamın yüzde 70’ine ulaştı. Yani ülkenin çalışan, üreten yurttaşları, en çok vergiyi verip asgari, yani en az ücreti alır hale geldi.
Bu yıl üçüncü büyük kamu emekçileri konfederasyonu olarak bizim de bulunduğumuz Toplu Sözleşme masasında ortadaki ağır tabloyla zerre uyuşmayan, adeta hakaret niteliğindeki zam tekliflerini ifşa etmiştik. Diğer konfederasyonlara “yapısı belli ve hükümetin noteri gibi çalışan hakem heyetine gidip bu hakaret zamlarını meşrulaştırmayın” demiştik. Sonuçta ne yazık ki dediğimiz gibi oldu. Herkesin durduğu yeri de hakem heyetinin adına “zam” dediği o utanç rakamlarını da tarih yazdı. Eylemler yaptık, masadaki her rezilliği ifşa ettik. O masada verilmeyen ancak ufak kanun değişiklikleriyle kamu emekçisine sağlanabilecek birçok hak için raporlar hazırladık, Meclis’te grubu bulunan tüm siyasi partilere bu çalışmalarımızı sunup “Sadece basit kanun değişiklikleriyle kamu emekçisinin içine düştüğü bu darboğazı biraz olsun rahatlatabilirsiniz” dedik.
Düzenli olarak, TÜİK’in hayal aleminden bildirdiği rakamların aksine çalışmalar yaparak açlık ve yoksulluk sınırının ulaştığı boyutu ortaya koyduk. Bu gerçekleri yetkililere duyurmaya çalıştık.
Bakın Konfederasyonumuzun Ar-Ge birimi KAMU-AR’a göre Kasım 2025 itibarıyla açlık sınırı 30 bin 327 lira, yoksulluk sınırı ise 93 bin 697 lira düzeyinde. Bu ne demek? Bu kamu emekçilerinin ezici bir çoğunluğunun yoksulluk sınırının çok çok altında yaşadığı ve alım gücünün günden güne erimesi nedeniyle açlık sınırına her gün biraz daha yaklaştığı görülüyor demek. Bu gelen daha da rezil ve sefil günlerin ayak sesleri demek. Birileri kendi yarattığı krizin faturasını utanmadan emekçilere ödetmeye çalışıyor demek.
Toplu sözleşme masasında memurun haline kulak vermediler, asgari ücretin belirleneceği masada işçi bile yok, şimdi de halktan alınan vergilerle oluşan bütçeyi, biz emekçileri, halkı görmezden gelerek şekillendiriyorlar. Bu pişkinliğe artık yeter diyoruz!
Bakın üst düzey kamu yöneticilerine vicdanlara sığmayan bir seyyanen zam önerdiler. Ağır tepki verdik, her yerde bunun nasıl bir rezillik ve adaletsizlik olduğunu anlattık. Bir iyileştirme yapılacaksa bunun tüm kamu emekçilerini kapsaması gerektiğini, aksi bir durumun kamu çalışma yaşamındaki gelir adaletsizliğini daha da büyüteceğini, bunu asla kabul etmeyeceğimizi söyledik. Sonrasına hemen geri adım attılar. Oysa söz konusu iyileştirmeyi tüm kamu emekçilerine yaymak, bir kez olsun emekten yana tavır göstermek de mümkündü.
Şimdi bütçe hazırlanırken de aynı emek düşmanlığını görüyoruz.
Bütçe’de hak yok, halk yok, işçi sınıfı yok, matematik yok, vicdan yok… Sermaye var, yandaşların çıkarları var, zenginin ağzına çalınan parmak parmak ballar var.
Bütçenin yükü dolaylı vergilerle zaten yoksulluktan beli bükülmüş emekçi ve açlık sınırının bile altına atılmış emeklilerin sırtına bindirilirken kamu kaynakları sermaye gruplarına aktarılıyor. Sosyal devlet ilkesi görmezden gelinerek hazırlanan bütçede, halkın refahını gözeten en ufak bir hamle yok.
En zenginlerin sırtı kamu teşvikleri ve vergi sıfırlamalarıyla sıvazlanırken, bu bütçeye göre halk yine en çok vergiyi ödeyip yine en az hizmeti alacak.
Oysa halkın vergileri şirketlerin kâr hanesine değil, yurttaşların ihtiyaçlarına ayrılmalıdır.
Bütçe, halkın ortak kaynağıdır. Bu kaynaktan en büyük pay emekçiler, emekliler, gençler ve engelliler başta olmak üzere yoksul halkımızın tamamına ayrılmalıdır. Bütçe, ekonomi gemisinin rotasıdır; rotası adil ve bilimsel şekilde belirlenmeyen bu geminin daha da derin ekonomik krizlerin kıyısına vuracağı ne yazık ki gün gibi ortadadır.
* Biz emekçiler olarak bu olmasın diyoruz!
* Artık yeter, yaşayamıyoruz diyoruz!
* Sorumlusu olmadığımız bu krizin faturasını ödemeyi reddediyoruz!
* İnsanca çalışma şartları ve insanlık onuruna yaraşır ücretler istiyoruz ve alacağız!
* Yoksulluk sınırının üstünde maaş İSTİYORUZ!
* Sadece ayrıcalıklı bir zümre için zikredilip sonra geri çekilen seyyanen zammın emekçi ve emeklilerin tamamına verilmesini İSTİYORUZ!
* Yan ödemelerin tamamının emekli aylıklarına yansıtılmasını İSTİYORUZ
* Gelir vergisinin %15’e sabitlenmesini İSTİYORUZ!
* Enflasyon farkının aylık olarak ödenmesini İSTİYORUZ!
* Yılda 4 ikramiye İSTİYORUZ!
* Kira yardımı İSTİYORUZ!
Kamu emekçisinin umudu olan Birleşik Kamu-İş olarak altını çiziyoruz: Bu iş bırakma eylemimiz bir uyarıdır. Kamu emekçisi, gasp edilen hakları teslim edilmedikçe üretimden gelen gücünü kullanmayı da demokratik hakları çerçevesinde mücadele etmeyi de sürdürecektir.
Nasıl belirlendiği belli olmayan gerçek dışı enflasyon rakamlarını, ekonomik krizin faturasının önümüze koyulmasını, milli gelirden almamız gereken payın gasp edilmesini kabul etmiyoruz!
Haklıyız!
Direneceğiz!
Kazanacağız!
DEVAMI